Yapay zekâ nörogörüntüleme cihazlarını tahtından edebilir!
Teknoloji

Yapay zekâ nörogörüntüleme cihazlarını tahtından edebilir!

Nörogörüntüleme alanında teknoloji gelişmeye devam ederken, ileride, beyinde bir sinyali gösteren veya tespit eden biyolojik belirteçler ile bireyde oluşması muhtemel sorunları önceden tahmin etmek mümkün olabilir. “Şizofreni hastalığında bazı biyobelirteçler bulduğumuzu düşünüyoruz. Yapay zekâ (AI) sayesinde ileride MR makinelerine ihtiyaç duymayabiliriz. Çünkü gelecekte yapay zekânın oluşabilecek psikiyatrik bir hastalığı oluşmadan tahmin etmesi mümkün olabilecek.” diyen Harvard Tıp Fakültesi Psikiyatri Nörogörüntüleme Laboratuvarı Direktör Yardımcısı, Psikiyatri ve Radyoloji Profesörü Dr. Marek Kubicki sorularımı yanıtladı.

Beyin görüntüleme işlemi daha ucuz ve hasta açısından ulaşılabilir olacak mı?

Görüntülemenin daha erişilebilir hâle getirilmesinin bir yolu da bu makinelerin boyutunu küçültmek. Bu şekilde, boyut küçültülerek ve daha kompakt hale getirilerek, MR çektirmek hasta için daha az maliyetli hale getirilebilir ve daha fazla kişiye hizmet verilebilir.

Görüntülemeyi daha erişilebilir ve daha ucuz hale getirmenin bir başka yolu da MR makinesinin performansını iyileştirmek. Bu da görüntülemenin yapılması için gereken süreyi kısaltır. Şu an bir hastayı taramak yarım saat veya daha uzun bir zaman alıyor. Tek bir MR makinesinin maliyeti yaklaşık bir milyon dolar olduğundan, daha hızlı görüntüleme ile daha fazla hastaya hizmet verebilirsek tarama başına maliyeti azaltabiliriz. Alternatif olarak, daha az karmaşık sorunların teşhis edilmesine yardımcı olan farklı taşınabilir tarama cihazları da var.

İleride yapay zekâ yardımıyla belki MR makinelerine bile ihtiyacımız kalmayacak. Çünkü yapay zekânın oluşabilecek psikiyatrik bir hastalığı oluşmadan tahmin etmesi veya bireyde oluşmaya başlayan karmaşık durumları öngörebilmesi mümkün olabilecek.

Nörogörüntüleme veya veri toplamada kullanılan metotlar
psikiyatrik sorunların teşhis ve tedavisini nasıl etkileyecek?

“Görüntüleme topluluğu” (The Imaging Community) bazı hastalıkların biyobelirteçleri üzerinde çalışıyor. Örneğin, bir hastanın beyni tarandığında, görüntülerde birkaç parametre ölçülüyor. Bu belirteçler, beyinde olan bir iltihaplanmayı gösterebilir. Bu durumda hekim iltihabı iyileştirmeye yönelik bir tedavi uygular. Burada görüntülemeyi bir nevi tahlil olarak düşünebiliriz.

İleride, beyinde bir sinyali gösteren veya tespit eden biyolojik belirteçler, bireyde oluşması muhtemel sorunları önceden tahmin etmek için kullanılabilir.

Şizofrenide, nöroinflamasyonun rolünü araştırıyoruz. Bu konuda birkaç biyobelirteç bulunduğumuzu düşünüyoruz. Halüsinasyon gören hastanın beyninde bu biyobelirteçlerin varlığını ölçebiliriz. Böylece hastada iltihaplanma olup olmadığını tespit edebiliriz. Eğer iltihap varsa yapmamız gereken hastaya anti-inflamatuar ilaç vermek ve iyileştirmektir. Eğer yoksa, o zaman hekim tedavi için anti-psikotik ilaçlara yönelebilir.

Nörogörüntüleme cihazları ile beynin gizemini çözülebilecek mi?

Bu konuda “Brain – Initiative” (Beyin Girişimi) denilen bir proje var. Obama, milyonlarca dolar aktararak bu projeyi finanse etti.

Beyin üzerinde çalışmak herhangi bir başka organ üzerinde çalışmaktan çok daha zor çünkü beyni insan vücudu dışında canlı tutamıyoruz. Sadece bu bile arkada çok büyük bir çalışma yapıldığının göstergesi. Ayrıca beyinin yaptığı pek çok işlev, karmaşık yapısı nedeniyle halâ tam olarak çözülemedi.

Beyin görüntüleme alanında yapılan
son çalışmalar arasında en heyecan verici olanı sizce hangisi?

Kaliforniya ve Boston’da bir grup insan, beyin görüntülemede nano-parçacıkları kullanabilmek için çalışıyor. Bununla birlikte, bu testler şu an için insanlar üzerinde gerçekleştirilemez, çünkü insan vücudu nano parçacıkları toksik (zehir) olarak algılıyor.

Bunu güvenli bir şekilde yapabildiğimiz zaman nörolojik, psikiyatrik hastalıklar ve beyin fonksiyon bozuklukları hakkında daha fazla bilgi edinebiliriz.